Dünyanın dört bir yanından gelen tatilcilerin gözde adresi olan Portekiz, kendi vatandaşlarını evsiz bırakma noktasına geldi. Konut piyasasındaki dengesizlikler, ülkeyi derin bir huzursuzluğa sürüklüyor.
Altın kumsalları ve sıcak iklimiyle her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan Portekiz, turizm sektöründeki bu devasa başarısının bedelini toplumsal bir krizle ödüyor. Ülkenin sunduğu büyüleyici atmosfer, yerel halk için bir barınma kabusuna dönüştü. Özellikle başkent Lizbon, emlak piyasasındaki fahiş artışların merkezi haline gelirken, halk artan hayat pahalılığına karşı sesini yükseltmeye başladı.
Gelir seviyesinin çok üzerinde seyreden kira ve konut fiyatları, orta ve düşük gelirli aileleri şehir merkezlerinden dışarıya itiyor. Uzmanlar, hane halkı gelir artış hızının emlak fiyatlarındaki tırmanışa kıyasla dört kat daha yavaş kaldığına dikkat çekiyor. Bu uçurum, sosyal adaleti zedeleyen kritik bir sorun olarak öne çıkıyor.
Sokaklara taşan tepkiler
Yaşanan bu ekonomik darboğaz karşısında sessiz kalmak istemeyen Portekizliler, seslerini duyurmak için meydanlara iniyor. Başkentteki protestolar, barınma hakkının temel bir insan hakkı olduğunu savunan binlerce kişinin katılımıyla büyüyor. Vatandaşlar, turizmin yarattığı refahın tabana yayılmadığını ve mevcut emlak politikalarının yerel halkı kendi ülkesinde kiracı konumuna düşürdüğünü dile getiriyor. Hükümetin bu kronikleşen barınma sorununa nasıl bir çözüm üreteceği, Avrupa kamuoyunda merakla bekleniyor.